20. yüzyılın ortalarında çizilen sınırlar sebebiyle Afrika kıtasının pek çok bölgesinde karışıklıklar devam eder-ken, azımsanamayacak sayıda ülkede de etnik ve dinî kökenli iç dalgalan-malar giderek şiddetini artırmaktadır. Afrika Birliği başta olmak üzere, kıta ülkeleri arasında kurulan bölgesel, siyasî ve iktisadî bütünleşme hareketlerinin müdahaleleri ve diğer uluslararası kuruluşların çalışmaları yetersizdir.
Gelişmiş ülkelere hammadde ve gıda sevkıyatı yaparken, kendi kaynaklarını her geçen gün azaltan Afrika kıtası, aynı zamanda daha fazla oranda ekilebilir arazilerinin ve yeşil alanlarının çölleşmesi tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Her ne kadar Türkiye'den uzak gibi görünse de; Afrika'nın herhangi bir ülkesinde yaşanan açlık, iç savaş, göç ve işsizlik gibi büyük problemler bizleri de yavaş yavaş etkilemektedir.

Bu küreselleşmenin tabii bir sonucudur ve istenmeyen gelişmeler-den Türkiye'nin etkilenmemesi artık mümkün değildir.
Türkiye'nin bugüne kadar Afrika kıtasına gereken önemi ve alakayı göstermemesinin arkasında siyasî, iktisadî, sağlık, çevre, askerî ve sosyo-kültürel alanlarda yetişmiş elemanı olmaması; stratejik inceleme, araştırma ve vizyonu için gerekli projeler hazırlatıp uygulayamaması yatmaktaydı.


Günümüzde Afrika'ya özel ilgi duyan ülkeler yanında Türkiye'nin de kıta hakkında doğru bilgilere en kısa zamanda ulaşacak, onları anlayacak, iyi analiz ederek gerekli değerlendirmelerde bulunup bunlardan faydalı sonuçlar elde edecek ve önerilerde bulunacak bir kuruma ihtiyacı vardı.

Bu açıdan TASAM Afrika Enstitüsü alanında önemli bir boşluğu doldurmaktadır.