Yeni oluşumları beraberinde getiren 21. yüzyıl savaş ve kavga ortamlarından ziyade bilgiye dayalı tecrübelerden istifade edecektir. Bu durum, çağın gerektirdiği şartları dikkate alacak ve teknolojiyi en üst seviyede kullanacak; kendi içinde, çevresinde ve farklı coğrafyalardaki kazanımlarıyla başarı elde eden ülkelere hayat hakkı tanıyacaktır.

Geleneklerini değişmez hayat normları olarak gören ve onları günün şartlarına göre yeniden şekillendiremeyen, yaşadığı dünyadaki gelişmeleri takip etme kabiliyetini kazanmak için gerekli adımları atamayan, hatta onlara yön vermede etkin olamayan devletlerin ne kendi kaderlerini belirlemede, ne de başka toplumlara ufuk açacak girişimlerde bulunmaları söz konusu olur.

Bugün pek çok alanda gelişmesini tamamlamış olan Asya, Amerika ve hatta Afrika'daki bütün toplumların geçmişten günümüze geçirdikleri evreleri adım adım takip eden yüzlerce araştırma ve inceleme kurumu vardır ve bu kurumlar geleceğe yönelik stratejiler belirlemektedirler.

Türkiye, 20. yüzyılın son yıllarında dışarıya açılma konusunda büyük bir atılım gerçekleştirmiştir. Ne yazık ki, Türkiye'de bugüne kadar üç büyük kıtadan en çok ihmal edilen bölge Afrika olmuş ve Afrika konusunda kurumsal bir yapılanmanın eksikliği daima hissedilmiştir.

Çevresinde giderek güçlenen ve 2005 yılını “Afrika'ya Açılım Yılı” ilan eden Türkiye'nin bu kıtayla ilgili stratejik önemi hâiz konuları inceleyecek ve araştırmalar yaptıracak kurumlarının bir an evvel açılmasının zamanı gelmiştir.

TASAM Afrika Enstitüsü ulusal ve uluslararası düzeyde stratejik inceleme ve araştırmaları projelendirip ortaya koyabilen, gelecekle ilgili gerçekçi öngörüde bulunarak bunları kitap, makale, rapor ve yorumlarla kalıcı hale getiren ve öngörülerini gerçekleştirirken meselelere farklı bir üslupla yaklaşma prensibinden hareket eden bir inceleme ve araştırma kurumudur.

TASAM Afrika Enstitüsü, alanında önemli bir boşluğu dolduracak, yapmakta olduğu sosyal, ekonomik, siyasi ve kültürel çalışmalarla, Afrika'nın geleceğine projektör tutacaktır.